MYSIA ULTRA TRAIL® | MYSIA ULTRA | MYSIA ULTRA PATİKA KOŞUSU | BURSA

GÖLYAZI

GÖLYAZI

GÖLYAZITarihçe

Apollonia Antik Kenti

Yüzyıllardır kesintisiz iskan gören Gölyazı, ev sahipliği yaptığı farklı uygarlıkların kültürlerinden damıtılan geleneği, hem mekansal hem de ekonomik ve sosyal yaşamda hala taşıyan bir yöre olarak, günümüzde çok az yerleşmenin sahip olduğu bir niteliğe sahiptir.

Apollonia antik kenti, bugünün Gölyazısı, Apolyont (Uluabat) Gölü'ne doğal bir iskele gibi uzanan bir yarımada ve ona bir köprü ile bağlanan ada üzerinde kurulmuştur. Antik kent kalıntıları yoğun olarak ada üzerinde bulunmakta, yarımadada da yer yer kalıntılara rastlanmaktadır.

Apollonia antik kentinin kalıntıları, bugünkü Bursa-İzmir karayolundan ayrıldıktan 3,7 kilometre sonra başlamakta, antik yolların izleri, halk arasında 'Deliktaş' adıyla anılan kalıntının bulunduğu yerde yüzeyde görülmektedir. Zeytinlikler içindeki 'Deliktaş'ın bir yapı veya su kemeri olduğu düşünülmektedir. Antik yollarla başlayan 'Nekropol' göl kıyısına değin uzanmakta, bu alanda doğal kayalardan kesilerek yapılmış lahit tekne ve kapakları yaygın olarak bulunmaktadır.

Halk arasında 'Taş Kapı' denilen 'Dış Kale', kentin üzerinde kurulmuş olduğu yarımadanın en dar yerini denetim altında bulundurmak amacıyla yapılmıştır. Su düzeyi yükseldiğinde yarımadanın bu bölümü de suyla dolar ve bir adaya dönüşür. İzlerden, bu kalenin 100 metre uzunluğunda ve 8,5 metre kalınlığında olduğu anlaşılmaktadır. Doğu-batı uzantısındaki surun batı kısmında kenarı 8,5 metre olan kare prizma biçiminde bir burç yükselmektedir. Burcun yapımında daha önce kentte var olduğu anlaşılan açıkhava tiyatrosunun taşları kullanılmıştır. Günümüzde yarımadaya köprü ile bağlanan adanın çevresi de yaklaşık 4,5 kilometre uzunluğundaki kale duvarları ve burçlarla çevrilmiştir. Bu kalıntıların önemli bir kısmı sonradan yeni yapılanmalara temel görevini üstlenmiştir.

Adanın kuzeydoğusunda bulunan burç sağlam olarak günümüze ulaşmıştır. Burcu meydana getiren taşların tümü Roma devrine tarihlenmektedir. Batı cephesinde üst sıralarda yan yana dizilmiş, 6 adet Yunanca yazıtlı parçalardan oluşan mermer mimari dizi dikkat çekicidir. Bu parçaların üst kısmında onbeş 'kesik öküz başı' birbirine girlantlarla bağlanmaktadır. Girlantların üst kısmında beş, bazen dört taç yapraklı rozetler, rüzgar gülü ve kalkan motifleri işlenmiştir. Kitabenin burcun kuzey cephesinde de iki parça halinde devam ettiği bilinmektedir. Bu Cyzikos gezisi sırasında Apollonia'ya da uğrayan Roma İmparatoru Hadrian'ın (117-138) onuruna kent kapısı üzerinde yazıldığı, ancak daha sonra oradan alınarak bu burçta ikinci kez kullanıldığı anlaşılmaktadır. Halk arasında 'Simitçi Kale' olarak bilinen kalıntı ise kuzey-güney uzantısında dikdörtgen bir plan üzerine kurulmuştur. Kuzeydeki yüksek kemeri ayaktadır. Duvarlarının önemli bir bölümü eski görkemli günlerini yaşatmak istercesine ayakta kalmaya çalışmaktadır.

'Antik Tiyatro' bugün yöre halkınca 'Gavur Mezarlığı' adıyla anılan sırta yaslanmış olup 45x50 metre boyutlarındadır. Tiyatronun cavea ve orkestra yerleri belirgindir. Çapı 75 metre olan caveasının yaklaşık 4 bin kişi kapasiteli olduğu sanılmaktadır. Mimari parçaları sökülerek surların yapımında kullanılmıştır.

Apollonia, Bursa ve çevresinde en fazla kilise bulunan bölgelerden biridir. Kiliselerden bazıları günümüze değin ulaşırken, bazılarının da temel kalıntılar kalmıştır. Ana yerleşim yerinin güneydoğusundaki sahile yakın kısımda uzunluğu 16,40 metre, eni 9,20 metre olan bir kilise temeli bulunmaktadır. Duvar kalınlığı 1,10 metre olup, iç kısmı sıvalı ve dikey 0,035 metre, yatay 0,015 metre beyaz bantlarla bölündüğü kalan izlerden bellidir.

Hagios (Aziz) Panteleiman Kilisesi

Yarımada girişinde bulunan kilise XIX. yüzyılın ikinci yarısında yapılmıştır. Dikdörtgen planlı yapının duvarları tuğla ve moloz taşları ile almaşık teknikle örülmüştür. Dış cephedeki duvar payeleri ile pencere çerçeveleri ve saçak altı silmesinde kesme taş kullanılmıştır. Özgün ahşap yapının bir kısmı günümüze değin gelmiştir. Çatının ahşap dışında demir bağlantılarla da korunduğu gözlenmiştir. Dört duvarı son derece sağlam olan kilisenin içinde, bazı ilginç kabartmaları olan sütun başlıkları da vardır. Bursa'da sağlam kalmış ender kiliselerden biri olan Hagios Panteleiman Kilisesi, Yunan klasik mimarisinin önemli örneklerinden biridir. Nilüfer Belediyesi'nce restorasyon çalışmalarına Nisan 2009'da başlanan yapının kültürevi olarak hizmet vermesi planlanmaktadır.

Adalar

Uluabat Gölü'nde Apollonia antik kentinin Gölyazı üzerinde kurulu bulunduğu ada dışında Alios (Alyos-Halilbey) ve Manastır (Nailbey) adalarında da tarihi kalıntılar bulunmaktadır.

Alios (Alyos-Halilbey) Adası

Osmanlıların 1302'de ele geçirdikleri ada, sonradan 'Kız Adası', 'Keşiş Adası', 'Halilbey Adası' ve adlarıyla da anılmaktadır. Genellikle Galios/Galyos Adası (İmralı) ile karıştırılan ve Uluabat Gölü'ndeki en büyük ada olan Alios'ta Bizans döneminden kalma örenler bulunmaktadır.

Apollon Tapınağı

Kız Ada üzerinde, kente adını veren Apollon Tapınağı'nın bulunduğu 1800'lü yıllarda burayı ziyaret eden Lé Bas'nın notlarından ve çizimlerinden bilinmektedir. Ada ve çevresinde yapılan araştırmalar sonucunda coğrafi şeklini koruyacak şekilde burayı çevreleyen 70x50 m. boyutlarında Hellenistik temenos duvarı ve batı taraftaki yarım daire şeklinde basamaklı giriş tespit edilmiştir. Duvarın özgün yüksekliği yaklaşık 1,5 metredir. Görüntü itibariyle ada tamamen Tanrı Apollon'un kutsal alanıdır ve burada bir tapınağı bulunmaktadır. Duvarın doğu tarafında sandal bağlama blokları tespit edilmiştir. Ayrıca tapınağa ait olduğu düşünülen sütun tamburları ve altlıklar da temenos duvarı dışında göl suları içinde yer almaktadır. Kız Adası'nda bulunan tapınak kalıntısının mermerden görkemli duvarları zaman zaman göl suları altında kalmasına karşın hayli dikkat çekicidir. Dr. Bedri Yalman'a göre, 198-217 yılları arasında saltanat süren Roma İmparatoru Caracalla döneminde bastırılan bir para üzerinde yer alan Apollon Tapınağı budur. Para üzerindeki kabartma figürden anlaşıldığı kadarıyla tapınağın ön yüzü dört sütunlu ve üçgen alınlıklıydı. Tapınağın taşlarının Haydarpaşa Limanı'nın yapımında kullanıldığı öne sürülmektedir.

Manastır Adası (Nailbey Adası): Türk Robinsonun Adası

Uluabat Gölü'nde Alios Adası'ndan sonraki ikinci büyük ada, Gölyazı'nın batısında ve Karacabey'e bağlı Eskikaraağaç Köyü'nün güneydoğusundaki Manastır Adası'dır. Gölyazılıların 'Mutlu Ada' diye de andığı ada, 1940'lı yıllarda Türk Robinsonu olarak bilinen Ziya Nail Dölen'in burada yaşamaya başlamasından sonra Nailbey Adası adıyla anılmaya başlanmıştır.

Yaşamıyla ilgili bilgiler çoğunlukla söylentilere dayalı olan Ziya Nail Dölen, Bulgaristan Eskicuma doğumludur. Aktarımlara göre, Balkan savaşları sırasında dağa çıkarak Bulgarlara karşı savaşmış, Osmanlı'nın çekilişi kesinleşince Paris'e kaçarak burada tarım üzerine yüksek öğrenim görmüştür. Cumhuriyet'in ilk yıllarında Türkiye'ye gelerek Bursa'ya yerleşen Dölen bilinmeyen nedenlerle toplumdan kopmuş, 1940'ta Uluabat Gölü'ndeki adayı 2 bin 300 liraya satın alarak burada yaşamaya başlamıştır. Köylüler ve balıkçılarla dostluk kuran Dölen, adada bulunan Bizans dönemi kalıntılarını ve çevreyi korumasıyla tanınmıştır.

20 Şubat 1950'de yaşamını yitirince Gölyazı Mezarlığı'na defnedilen Nail Bey'in mezar taşında şöyle yazıyor: Cumai Balalı Hacı Mehmet Bey'in torunu ve Ziya Bey'in oğlu, Mutlu Ada sakini, 1886/20 Şubat 1950.

Hagios (Aziz) Constantinos (Helena) Kilisesi

Manastır Adası'nda Bizans döneminden kalma Hagios Constantinos (Helena) Kilisesi'nin kalıntıları bulunmaktadır. Bölgenin en eski dinsel yapılarından biri olan kilisenin yapımı IX.-X. yüzyıllara tarihlenmektedir. XVIII. yüzyılın sonları ile XIX. yüzyılın başlarında büyük bir onarım geçirmiş, önemli ölçüde yenilenmiştir. Kapalı Yunan haçı tipinde yapılmış olan kilisenin duvarları beş sıra tuğla ve kaba işlenmiş taşlarla örülmüştür. Kubbesi tamamen yıkılmış durumdadır. 16. yüzyılda adayı ziyaret eden S. Gerlach, kilisenin Aziz Constantinos'a ithaf edildiğini ve burada altı yedi keşişin yaşadığını anlatır. 

Theotokia Kilisesi

Uluabat Gölü'nde Gölyazı, Halilbey ve Nailbey Adaları dışında Kerevit Adası, Kızadası, Terzioğlu Adası ve Arifmolla Adası adlarıyla anılan küçük adalar da bulunmaktadır. Bu adalarda da Bizans döneminden kalma yapı örenlerine rastlanmaktadır. Bunlardan biri de Hristiyanlık Çağı yapılarından olan 'Theotokhia'dır. Bilge Umar, bu kilisenin adının Hellence'de 'Theotokos'tan geldiğini ve bunun 'tanrı doğuram/Meryem yurdu' anlamında olduğunu belirtmektedir.

Gölyazı Yel Değirmeni

Gölyazı Bayır Mahallesi'ndeki okulun bahçesinde yer alan yel değirmeninin kapısı güneye bakar vaziyettedir, bugün kullanılmamaktadır. 

Gölyazı Sübyan Mektebi

Gölyazı'da caminin hemen yanındaki sübyan mektebi 4-5 katlıydı. Mektebin üst katları yıkılmış, günümüze ulaşan giriş katının kuzeybatı bölümü de ciddi biçimde hasarlıdır.

Gölyazı'da Sivil Mimari

Gölyazı yerleşmesindeki geleneksel konutlarda en yaygın plan tipleri, ters L sofa, yan sofa, orta sofa ve nadiren yan T sofa plan tipidir. Merkez Mahallesi'ni oluşturan adanın kuzeydoğusundaki yapılar avlulu iken, güneydoğusundaki yapılar bahçelidir. Güneydoğudaki evlerin bahçeli olması antik çağlarda ve Osmanlı döneminde adanın bu yarısının iskan edilmemiş olduğu ve tarımsal amaçlı olarak kullanıldığı savını güçlendirmektedir. Özellikle ipekböcekçiliğinin temel ekonomik birikim kaynağı olduğu dönemlerde, mekansal yapı genellikle 4-5 katlı yapılardan oluşmaktaydı. İpekböcekçiliğinin terk edilmesi nedeniyle gereksinim duyulmayan üst katlar zamanla kullanım dışı kalmış böylelikle dikey kullanım da azalmış ve kat yüksekliklerinde önemli ölçüde düşüş yaşanmıştır.

Kültür ve Sanat Kenti Nilüfer

Gelecek vizyonunu 'kültür, sanat, spor, eğitim ve bilim kenti' olarak şekillendiren Nilüfer Belediyesi, kültür sanat etkinliklerini kurumsallaştırma çabalarını sürdürmektedir. Bu çaba sonucunda, adı kültür ve sanatla anılan Nilüfer'de sosyal yaşam giderek hareketlenirken, Bursa'nın yeni yüzü de adım adım oluşmaktadır.

Ağlayan Çınar

Yarımadayı Gölyazı Adası'na bağlayan köprünün başındaki tarihi çınar Bursa'nın en yaşlı çınarlarından biridir. 2010 yılı itibariyle 735 yaşında olan çınar uluslararası anıt ağaç işareti taşımaktadır. 400 metrelik gölgesi bulunan çınar, gövdesinde özsuyu aktığı için 'Ağlayan Çınar' adını almıştır. Çevresinde bir balık lokantası ve bir çay bahçesi yer alır. Karayolları tarafından anıt ağaç işareti ve 'Ağlayan Çınar' tabelasının yerleştirilmesi Biyolog Mehmet Okatan'ın uğraşıları sonucu gerçekleşmiştir. Çınarın önündeki tabelada Mehmet Okatan'ın şu şiir yer almaktadır:

"Tarihin verdiği yorgunlukla, yan yatmış ulu bir çınar.
Lakin yaşamaktan umudunu kesmemiş, uzanmış öylesine
Bağrı yanık, yaprakları hüzün, içi kan ağlarcasına 
Savaşlara, acılara, kara sevdalara, tercüman olurcasına 
Ardında, sevgi bahçesi açamayan gonca bir gül 
Önünde, oluk oluk gözyaşlarının eseri, koca bir göl."

HIZLI İLETİŞİM

Tüm Soru Önerilerinizi Bize İletebilirsiniz